loader

 

''Söz konusu kahve olunca öğrendiğim şeylerden biri iyi ya da kötü’nün doğru bir tanımlama olmadığıdır. Damak zevkinin göreceliği bu kavramların karşısında hep bir adım önde kalıyor.'' Yaman

 

 

          Türkiye'de kahve diyince hepimizin evinde uzun zamandır tükettiği, geçmişimizden bu günümüze önemli yerlere sahip olan bir şey. Tabi çoğu zaman ihtiyaçtan çok keyif olarak tüketiğimiz bir içecek. Kahve yaptığımdan beri sektörde olan biten herşeyi büyük şehirlerde olan gelişmelerden takip ediyordum ve geri kalan şehirlerde ise pek karşılaşmıyordum. Şimdi ise dikkatimi çeken çok önemli bir konuyu paylaşmak istedim. Çünkü Konya'da bu tutkusunu paylaşan arkadaşımın çalışmalarını gördükçe ilgimi çekti ve takdir ettim. Büyük şehirler dışında da olmasına rağmen kahve için yaptığı uğraşlar ve insanlara keyif için tüketilen bir kahvenin aslından bundan daha fazla olduğunu açıklaması ne güzel birşey. Nitelikli bir kahvenin önemini, hergün ihtiyacımızı karşılamak için ödediğimiz kahvenin nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini görmek takdir edici bir şey. Bahsettiğim şehir Konya, kahveyi severek tüketen ve gördüğü bu detayları gelen insanlar ile paylaşan kişi ise Yaman.

 

          Yaman kendi şehrinde muhteşem kahveler yapan ve insanlarla bunu paylaşmaktan keyif alan bir Head Barista. Peki bize şunu da biraz göstermiyor mu? İyi bir kahve yapmak için herşeyin çevrenizde olmasına gerek yok. İstiyorsan bunu yapmayı, O zaman başarabilirsin! Umarım beraber kahve yapacak ve konuşacak zamanlar da yakalarız Yaman, bol şans! 

 

Barista

 

           Bugün Konya için arzu ettiğim şeylerden biri nitelikli kahvenin bilinçli bir şekilde tüketilmesidir. Ancak karşılaştığım en büyük zorluk alışkanlıklar oldu. İşte tam olarak burada iyi veya kötü işlevsiz bir hal alıyor. Çünkü zevkler ve renkler miti kısıtlayıcı aynı zamanda da yaratıcı bir yaklaşıma itiyor. Malum içinde bulunduğumuz tüketici toplumun kendine edindiği tek misyon sorgusuz sualsiz tüketmektir. Durum böyle olunca ne soru soruluyor ne de bir cevap isteniyor. Halbuki üretici olmak demek sadece somut bir şeyler üretmek değildir.

 

          Fikir de bir üretimdir. Bir çekirdeğin toprağa ekilmesi ile ağaç olabildiğini ilk öğrendiğimizde de bu bir fikirdi. Bugün yediğimiz, giydiğimiz, içtiğimiz şeylerde de unuttuğumuz şey bir fikir edinmektir. Kahve severlik her gün düzenli olarak kahve içmekten ibaret değildir. Amaçlarım dan biri Konya’da insanların kahve ile ilgili bir fikir edinmeye teşvik etmek. Çok basit bir soru kahve dünyasına açılan koca bir kapıyı aralamaya yetiyor. ‘’- bu nerenin kahvesi ?’’.

         

          Kahveye olan tutkum ve iç Anadolu’nun çetin sosyolojik yapısının bir araya gelmesi ile benimde bahçe domatesi fikrim orta çıkmış oldu. Kahve ile ilgili kişisel gelişimim sürecinde fark ettiğim şey yavaş yavaş derinliklere doğru ilerlediğimdi. Suyun kimyası, kahvenin anatomisi, varyeteler derken bir yandan bilinçli tüketim, sürdürülebilir tarım, kooperatifler ve çiftçilerin sorunları gibi konular olmaya başladı. Güzel bir fincan kahvenin tüm çetrefilli sürecine dâhil oldukça, tüm karmaşıklıklar içinden çok daha basit bir çıkış bulmam gerektiğine inandım. Çünkü şunu fark ettim. Bilgi beraberinde sorumlulukta getiriyor. Evet, bir sorumluluk üstlendim ama yaşadığım şehir, sektörel skalanın küçüklüğü ve yetkin bir mecranın olmaması işimi biraz zorlaştırıyor. Nihayetin de bazen bazı şeyler de size yol gösterecek ilk adımı doğru yere atmanıza yardımcı olacak birinin olması gerekiyor. Tüm bu elverişsiz koşullar altında daha fazla araştırıp daha fazla şeyi öğrenip tüm bunları paylaşmak amaçlarım arasına katıldı. Konya’ da bir nevi misyoner kahveci oldum.

 

          Gel gelelim insanlık için küçük benim içinse büyük bir adım olan fikrime. Konya’da taze kavrulmuş bir kahvenin sorun olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ekşi ve hafif diye nitelendirilen tazelik Konya için alışılmışın çok dışında bir durum. –‘’Sırada ki boss fight’ımız alışılmış bir damağın ön yargısı…!’’. İşte tam bu süreçte bahçe domatesi fikrim filizlenip olgunlaşmaya başladı. Bu benim misyonerlik sürecimde ki basit çıkış yolumdu. Bir şeyi anlatmanın bir çok yolu var. Ve sizin anlatacak bir şeyiniz var ise en doğru yolu bulmakta sizin sorununuz oluyor. Birinin doğru yolunun bahçe domatesinden geçeceği kimin aklına gelir değil mi. ☺ Fark ettim ki anlatılmak istenen şeyin karşınızda ki tarafından benimsenmesi için, hele ki karşınızda sıradan, söyleyecekleriniz ile çok ilgilenmeyen biri olduğunu düşünürsek bu bir hayli zor oluyor. Bu yüzden biriyle tanışmanın en kolay yolu ne diye sorarsanız, ortak bir tanıdık derim. Bahçe domatesi de kahvenin tazeliği ile ilk tanışanlar için ortak bir tanıdık oluyor. Basit ama etkili bir çağrışım bugün anlatmaya çalıştığım şeylerde en etkili örnek –‘’ bahçe domatesinin gücü adına parolayı söyle ve geç…’’ . ‘’-mellon’’. İşin özün de öğrenecek yapacak daha çok şey olmasına rağmen naçizane benim çabam bu kadardır. Bundan sonra kahve tadımlarından önce daha iyi anlaşılması için domates cuppingleri hedefliyorum ☺ şaka şaka latifesi bir yana eksik yanlış söylediklerim illa ki olmuştur affola. Şayet buraya kadar okuyabildiyseniz dalından yeni koparılmış taze bir bahçe….. ☺ bir şaka daha böyle bir fırsat için Miran hocama ve okumaya değer bulduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim saygılar sevgiler.